BİR MEYDAN OKUMANIN MERAKINI YAZMAK

Bu yazı bir meydan okumadan doğan basit bir merakın neticesinde yazılmıştır. 

Katıldığım bir çalışmada, Türkiye'nin sosyal nitelik analizleri ve bunun oluşturacağı veriler ışığında değişim stratejileri konuşuldu. 

Bu yazıya sebep olan konuşmacı pek alışkın olmadığımız bir tarz ve üsluba, tespit ve iddialara sahipti. 

Elbette çalışmanın detaylarını yazmayacağım. Kısaca bu konuşmacının bazı iddialarını ve meydan okumasını özetleyeceğim. 

Bu zata göre, özellikle sosyal ve siyasal alanda yüksek bir niteliklilik söz konusu değil. Bu nedenle, yaygın olarak nitelikli talep, teklif, üretim, katılım, olumlu ya da olumsuz tepki, itiraz olmuyor toplumda. Bu durumun üstü daha çok popülist ifade ve yaklaşımlarla örtülüyor. Nedenlerini uzun uzadıya izah etti ancak bu yazının konusu olmadığı için üzerinde durmayacağız. 

Bu hal neredeyse bütün fikir, ideoloji, inanç ve sosyal gruplar için farklılık arz etmiyor. 

Genel nitelik noksanlığını oluşturan nedenler bilgi ya da imkân eksikliğinden kaynaklanmıyor. 

Asıl neden; doğru ve yeterli bilgileri ve imkânları doğru biçimde alıp, kullanmayı da engelleyen hususlardır. 

Bunlar tarihsel ve güncel etkilerle oluşmuş ve pekişmeye de devam etmektedirler. 

Bunları, engelleyici duvarlar ya da girmeye izin vermeyen kapılar olarak nitelemek mümkündür. 

Bu hususlar; psikolojik, sosyo psikolojik; kişiliğe ilişkin; algı ve idrak; ilişki ve üretim; dâhil ve müdahil olmak; değer ve ahlak meseleleri çerçevesinde ele alınabilir. 

Yargılanmak, sorgulanmak, eleştirilmek, akletmemek, mevcuttan ayrı düşmek, ayıplanmak, suçlanmak, önemsenmemek, onaylanmamak, aşağılanmak, dışlanmak, cezalandırılmak, yoksun kalmak ve benzeri korku, endişe ve kompleksler ile duyarsızlık ve eksiklik durumları başat rol oynamaktadır. 

En tesirli çare olan; yüzleşmek, denemek, teşebbüs etmek hususlarındaki cesaretsizlik ve tembellik de önemli faktörlerdendir. 

Bu durum aşağı yukarı bütün profiller için geçerlidir. Fakat bazıları başarılı biçimde gizlemeyi ve perdelemeyi başarabilmektedirler. 

Bu durumun yol açtığı komplikasyonlarla; hiçbir ölçek ve pozisyonda, sistem ve süreçlerin çok fazla sürdürülebilir olabileceği görülmemektedir. 

Bütün büyük devletler ve yapılar; makro değişim stratejilerinde, insanların yeniden eğitimini, yapılanmasını önceleyip, büyük bütçeler sarf etmişlerdir. 

Söylediklerimi test etmek çok zor değil; (meydan okuma burada geldi.) 

Sosyal medyada arzı endam etmeyen yok gibi. Kimi aleni, kimisi sütre gerisinde; kimisi ölümüne suskun, sadece izliyor; kimileri de ağzına ne gelirse konuşuyor, ancak büyük çoğunluk orada. 

Yazın bakalım bu tespitleri; sosyal bilimlerle, siyasetle, sivil toplumla, sosyal çalışmalarla uğraşanların ne tepki vereceğine bakın. Gelecek tepkilerin nicelik ve nitelikleri size mutlaka fikir verecektir. Bakmayın bazılarının, sütre gerisinden, yüksek profilliymiş de bu mecrada görülmek istemezmiş havalarına. Onların da eğer böyle mazeretleri varsa, özelden neler yazacaklarına bakın. 

Söylediklerimin doğruluğunu sonuç analizinde birebir göreceğinize bahse girerim. 

Bir de birebir ilişkide bulunduklarınıza; sorunlara ve süreçlere etkin olarak dahil ve müdahil olmamanızın nedeni, çoğunlukla psikolojik sebepler, şahsiyet sorunlarıdır deyin de; (bunu şahsa özel değil, ortaya söyleyin) neler olduğuna bir bakın. Bunu da analizinizde göz önünde bulundurun. 

Demem o ki; yeniden yapılanma, insanların yeniden inşası ile başlamak zorundadır. Bu da bilgi yüklemek yerine; psikolojik, sosyo-psikolojik mahiyetin, rüşdün ve kişiliğin yeniden inşası stratejilerinin geliştirmesinin öncelenmesini mecbur kılar. 

Bu meydan okumanın merakı, bu yazıyı yazmama neden oldu. Eğer tepkiler olursa, sonuçların analizini de yazmayı isterim.

0 Yorumlar