FİLMLERDE AĞLATAN SAHNELERİ HAYATTA BÜTÜNCÜL OLARAK YAŞAYABİLMEK İÇİN

Pek çok kişiden duydum; "kendime şaşırıyorum, film seyrederken birden kendimi ağlarken buluyorum, buna bir anlam veremiyorum..."

"Nadirattan olsa da günlük hayatta gördüğüm, duyduğum birşey karşısında ağlamaya başlıyorum; aslında o kadar önemsiz birşey ki.."

Bence bu durum hızla çok yaygın hale gelmektedir ve sebebi psikolojik bir rahatsızlık değildir. Sebep belki de şöyle izah edilebilir. Hani adam iki çocuğunu birden kaybetmiştir ve bütün aramalarına rağmen bulamamıştır. Hasret o kadar yakıcıdır ki, çocuklarını hatırlatan herhangi birşey karşısında gayri ihtiyari ağlamaya başlar.

İşte bizleri, insanları, henüz insanlıklarını tamamen kaybetmemiş olanları, kıytırık bir filmin kıytırık bir sahnesindeki bir replik gayri ihtiyari ağlatıyorsa, sebebi buna benzer birşeydir. İnsanı tatmine ulaştıran, yaşam anlamı ve sevinci veren, doğasına ilişkin şeylerin yoksunluğu, kaybedip te bulamadığımız evlat hasretine benzer duygular oluşturmaktadır. O filmlerde, o sahneleri yazan, o replikleri koyan akliyet; hayatımızın doğasını paramparça edip, insanları bu hale düşürenle aynı mekanizmanın bir parçasıdır. Birileri paramparça ederken, birileri de küçücük yamalar vermekteler. Birileri aç bırakırken, diğerleri bir lokma kuru ekmek vermekteler.

Eminim sizlerde bu hallerle karşı karşıya kalmaktasınızdır. Bir sonraki kere dikkat etmenizi tavsiye ediyorum, sizi ağlatan nedir? Hayır ruhunuzun zayıflaması, sinirlerinizin bozulması, ihtiyarlamanız filan değil, asıl neden. Dikkat edin; ya saf bir sevgi sahnesi veya sözü; ya delikanlı, adil bir duruş veya tavır; ya karşılıksız bir iyilik; ya bataklık içerisinde çamurlaşmaya karşı bir direnç; ya hesapsız bir paylaşım sahnesi; ya hayatın hakiki anlamını ifade eden bir replik; ya doğasına aykırı akışlara direnen bir tutum; ya değerli olduğunu hissettiren bir ilişki vb. Yani insana tatmin, anlam ve yaşama sevinci sağlayan, insanların orijinal doğalarına ilişkin şeyler.

Bu kadar yoksunluğun pençesinde bu hale düşmüş insanların, bu duyguları uyandıran hayata karşı tarif ve ifadeleri çokta güvenilir değildir. Zira bunu oluşturan süreçte, zaaf ve zayıflığa düştüğü her durumda, bir sigorta gibi, bu hali rasyonelleştirerek, normalize ederek sindirebildiği için, ifadeleri de bu durumun çıktısı olarak okunmalıdır.

Oysaki, büyük yoksunluğunu çekip, yalanına ceket verdiğimiz, kıytırıktan bir replik karşısında gözyaşlarına boğulduğumuz şeylerin bütüncül olarak bulunduğu bir hayatı oluşturabilmek, yani böyle bir hayatta yaşayabilmek, ne romantizm, ne de ütopyadır. Bunların tamamı, varoluştan insanlara hak olarak verilmiş olan şeylerdir.

Mesela birçok psikolojik rahatsızlığın kök nedeni olan, insanların değersizleştirilmesi, ontolojik hukukun gaspıyla ilgilidir. Bütün insanlar, değerli, mükerrem ve müşerref olarak yaratılmışlardır. İnsanların değer görmelerinin, herhangi bir şarta, sahip olacakları şeylere, statülere bağlı olduğu inançları, onlara kurulmuş; kültürel, sosyal, stratejik bir tuzaktır. Zira insanlar, ontolojik bir hal olarak bizatihi değerli olarak yaratılmışlardır. İnsanların birbirleriyle ilişkilerinde bu çerçevede, değerli bir varlık olarak tutum ve davranış görmek hakları, birbirlerine de böyle yaklaşmak mecburiyetleri vardır. İnsan doğasının bütün unsurlarına uygun davranış ve ilişkiler de, bütüncül biçimde, varoluşsal bir haktır. Bunlardan yoksun bırakıp, sonrada dilenci muamelesine tabi tutarak, sadaka niyetine verilenler, sadece zulüm davranışıdır.

Bu durum gerçekte, hayatın varlık nedenini de ifade etmektedir. Hayatın anlamı; insanların, bütün anlarında; en doğru, isabetli, hikmetli, adaletli davranışları sergilemek sınanmasına tabi tutulmasıdır. Elbette bu sınamada referans eksen, insanların doğasının bilgileri/hükümleridir. Yani insanların karar ve davranışlarının mahiyetini, insanların doğasının bilgileri belirliyorsa; o kere hiçbir film repliğine ağlamak ihtiyacımız kalmaz. Zira hayatın tamamı bu mahiyette olacağı için yoksunlukta sözkonusu olmaz.

Elimizdeki tek şey; tercihlerimiz, kararlarımız, davranışlarımız ve dualarımızdır. Bunlarla, bütüncül tatmine ulaştıracak ve yaşama sevinci verecek bir hayatı inşa edebilmek ihtimali sözkonusu olabilir. 

0 Yorumlar