Hayatımızda, ilişkilerimizde, durumumuzda, duruşumuzda olumlu yönde değişiklik yapmak ihtimaline sahip olan bir tekliftir bu. Halihazır durumumuza, yaptıklarımıza, düşündüklerimize bir es verelim; derin bir nefes alıp, nefes verelim; duralım, arkamıza yaslanalım, gözlerimizi kapatalım, iç ayaklarımızı uzatalım ve bu haldeyken:
Her ne bilgiye sahipsek, ne işle uğraşıyorsak, hangi pozisyonlarda, hangi tecrübe ve imkânlarımız varsa bunları; idealize ettiğimiz, amaçlarımız olarak inanıp, başkalarına da ifade ettiğimiz hususların fiilen gerçekleşmesi, hayata geçmesi, inşa olabilmesi için kullanabilmeyi mümkün kılacak, imkânların önünü açmaya vesile olacak; düşünüş biçimi, yaklaşım ve usuller ne olabilir, diye düşünelim.
Sen zaten elinden geleni yapıyorsun, salih amelini işliyorsun, davana hizmet ediyorsun, böyle düşünmeni gerektirecek ne var? diyebilecek iç itirazlarımıza; sen doğrusun, haklısın, fakat bana bir müddet için izin de verebilirsin, değil mi? diyerek, izzeti nefsine dokunmadan bir müsaade almak ihtiyacımız da olabilir.
Zaten bu yaşa, bu hale, bu ana kadar mevcut keyfiyet ve kıvamda düşünüp, davrandık; bir kereliğine, sahip olduklarımızı; halin, ideal istikametinde yeniden inşası, sorunların çözümü ve güvenliğimizin muhafazası yönünde, fiilen kullanabilmek perspektifinden düşünmenin hiçbir zararı olmaz. Eğer cesaret edemezsek; "farz-ı muhal" diyerek kendimizi buna zorlayalım isterim.
Böyle bir es vermeye ve bir kere bile olsa böyle düşünmeye; ismimizin önündeki unvanlar, cari durum ve pozisyonlarımız, korkularımız, kibir-gurur ya da komplekslerimiz, öfkelerimiz, alışkınlarımız, tembelliklerimiz, zanlarımız, küçümseyen farkındasızlıklar engel olsa bile yine de bu esi verip, bu düşünmeyi gerçekleştirmek zorunlu gözükmektedir.
Zira sahip olduğumuz bilgi, imkân, ilişki ve hallerimiz; sahip olduğumuz sorunları çözmeye, ihtiyaçları gidermeye, hedefleri gerçekleştirmeye, hali ve hayatı, Allah'ın yaratılış özelliklerine uygun yeniden inşa etmeye kâfi ve uygun görülmektedir. Mesele, bunların anlamını, elde ediş ve kullanım neden ve usullerini bir kez daha fıtrata uygun olup olmadığını düşünmenin gerekliliğidir.
Bu kere görebileceğiz ki, sahip olduğumuz imkân ve potansiyellerin, inandığımız hedefleri; sözün ötesinde, fiilen tahakkuk ettirmekte ne kadar müessir olabileceği yakinen müşahede edilecektir. Bunun için zorunlu olan ve fakat mümkün değil, olmaz sandıklarımız; bunları tamamlayacak başka safhaların da bilgiden, fiile geçirilmek imkânı, psikolojik olarak olur sınırlarımıza girecektir.
Mesele bir anlıkta olsa; yüzümüzü başka bir tarafa çevirmek, ufkumuzu biraz daha genişletmek, bir başka perspektiften de bakabilmek, bir daha, daha etkin ve fonksiyonel düşünebilmek ve kendimizden başkalarını da dinleyebilmek fırsatını kendimize tanıyabilmektir.
Belki de elimizdekiler gerçek değerine o zaman kavuşacak; kaynaklar, nimet haline; yaşamsa, ömre dönüşecektir.
Belki de o anda itminanın imkân ve lezzetleri yüz göstermeye başlayacak; kilitler ve düğümler çözülmeye başlayacaktır.
Halin hesabını verecek ben olunca, halin sorumluluğu da bana aittir demektir. Köprüden önce son çıkışı geçip, durmanın ve dönmenin mümkün olmadığı dem gelmeden önce bu esleri verip, gerekli gözden geçirmeleri yapmak hayati olsa gerektir.
Enam Suresi 164 “De ki: 'Allah, her şeyin Rabbi iken ben O'ndan başka Rab’ mı arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine âittir. Herkes kendi yükünü taşır, hiç kimse, bir başkasının yükünü taşımaz. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir; (O) ihtilaf ettiğiniz şeyleri size haber verecektir.'”
0 Yorumlar
SON DAKİKA
1
NASIL BİR MEYDAN OKUMA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ? CEVABIMIZ NE OLMALIDIR?