KİME NAZ EDELİM ?

Yoldaki kervana katılmak için önce bir kervan düzmek lazımdır. Bunun için de isteyenlerden önce verenlere ihtiyaç vardır. Hali bilip, hale uygun hallenen öncüler gerekmektedir. 

Hepimiz, gözümüzün gördüğünü, aklımızın erdiğini, nefsimizin istediğini talep ediyoruz. Ancak arzı olmayan talep, boş beklentinin ötesine geçmeyecektir.

Bakara suresi 186 "Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler... Bana dua edince ben o dua edenin davetine icabet ederim."

Önce kimden isteneceğinden emin olmak lazımdır.

İstenen, isteyenden züğürtse, elbette beklentiler boşa çıkacaktır.

Kızabilir, küsebilir, eleştirebilir, vazgeçebilir ve ötesine de taşıyabiliriz. Bunları, sanki müktesep haklarımız var da birileri bunları vermekten imtina ediyor edası ile yapabiliriz. Ancak bu zorlayıcı tedbirler; talep sahibi, arz sahibi nezdinde, gerçek hak, büyük kredi ve vazgeçilmez pozisyona sahip olunca işe yarayabilir. Ve kesinlikle bir bedeli vardır. Aksi takdirde sükût-u hayâle uğratan bir zandan öteye geçmez.

Öncüleri ortada olmayan; birbirlerine güveni, sevgisi, saygısı, sorumluluğu azalmış ve ortak ufku, ülküsü gelişmemiş topluluk ve ilişkilerde; etkisiz naz, avare talebin ötesine geçemez. Kim, kimden, neyi talep etmek hakkını elde etmiş ki? İddiası olan varsa, nasıl elde etmiş ki?

Madem sahici talep yoksunluğu çeken bir haldeyiz, bunun sağlanması için gerekli önceliklere ve zaruretlere ilişkin arz sunacak öncüler de zarurettendir. 

Arz-talep buluşması sabit esastır. Her inşa ilişkisi bundan doğar. Bir şey arz edilirken arz, ancak, talebin niteliğine ve niceliğine, talep edenin durumuna uygun düşmesi durumunda kabul görecektir. 

Talep yoksa, arz, kâinatın en değerli ve önemli şeyi olsa bile işe yaramaz. Bu nedenle arz; potansiyel talebin ortaya çıkması için ve/veya talebin kalitesini ve mertebesini geliştirmek hedefli ve biçimde gerçekleştirilmelidir. Arzın öncülerinin bilmesi gereken en önemli husus budur.

Eğer bir şey talep ediyorsak; talep edenin bilip, dikkat etmesi gereken öncelikli mesele; arz edenin durumuna ve neye layık olduğumuza dikkat etmek olmalıdır.

Talep edenin, neyi talep ettiğinin ve bunu hak edip etmediğinin farkında olması ve hakikaten talebinde samimi olması gerekmektedir. 

Bunun istisnası; Allah'a yaptığımız kalbi dualarımız ve bebeklerle anneler arasındaki ilişkidir. Eğer bunlardan birisi durumunda değilsek; ne durumdayız, nerede duruyoruz? Talep ettiğimiz şey için; ne vermeye, yapmaya, olmaya hazırız? Bunları iyi bilmek lazımdır. Zira arz etmenin motivasyonu ve cesareti için, bilinmeli ki; arz edecekler, emin olmak, güven duymak, gerek ve değer görmek ve neden bulmak isterler. Günümüzdeki tükenmişlik içerisinde, bunu gözetmeden, gani gönül, keskin bakış, görmeden bilmek sahibi yiğitler bulmak, neredeyse imkânsız olduğu için, arz beklenenler kadar, talep edenlerin de sorumluluk almaları gerekmektedir. 

Elbette bu ifadeler; insanları, Allah'ın kulları sıfatları ile görüp, varoluş sorumluluklarını yerine getirebilmek hak ve özgürlüklerine saygı duyanlar içindir. Aksi durumda pek sorun yoktur. Müessir olanlar, insanların mevcut durumlarını analiz edip, fıtratı istikametinde bir inşa sürecine girmeleri için bir şey yapmaya gerek görmeden, halin verilerine uygun yöntemlerle, yönetip konumlandırmayı esas alırlar ve buna ilişkin usul ve çözümler geliştirirler.

Eğer gerçekten bir şeyi talep ediyorsak, talep ettiğimiz şeyi net bilmek ve bunu elde etmek için gereken levazımatı da bilmek, yapabilmek ve olmak gerekmektedir.

Anın hikmeti bu gibi gözüküyor. Biz bu çerçevede davranmaya niyetlenip yüzümüzü o yöne dönünce, Allah'ın hangi rahmet ve ihsanları ulaşır bilinmez.

Arz-talep ilişkileri babından bir soru; bu kadar yoksunluk ve yoksulluk içerisinde bulunan toplumlarda; işlerin ve ilişkilerin yoluna girmesi için sadece yazı okumak ve yazı yazmak kâfi midir? Bence hal lisanının bile zor öğretip harekete geçirebildiği mevcut durumlarda, bu kâfi değildir gibi geliyor. 

Bu kere karar vermek lazım; elde çekirdek tabağı, romantik takılmak mı? Hakikate, zorluklarına rağmen talip olmak mı?

0 Yorumlar