ONURLU BİR EYLEM


Hiç tarzım olmamasına rağmen, kendimi buna ilişkin yazmaktan alıkoyamadım.

Hepiniz görmüşsünüzdür, Fatih Camii'nde kadınlar, erkeklerin üstüne başörtülerini atıyorlar. Bu sıradan bir eylem değil. Benim uzun süredir görmediğim, çok etkili, anlamlı ve onurlu bir eylem. Bu kadınları alkışlıyorum ve Allah’tan, onlara eylemleri ile muvafık bir hayat nasip etmelerini niyaz ediyorum.

Örfte bu eylemi kadınlar, kan davalarını, kavgayı, husumeti durdurmak için kullanırlar. Bir namus hatırlatması yaparak; "sizi durdurmak için mahremimi, namusumu ortaya koyuyorum, siz de adamsanız bu kavgayı durdurun" sembolizmini ifade eder.

Tarihte Selahaddin Eyyubi hutbe okurken, bir kadın kalabalığın arasından sıyrılarak başörtüsünü Eyyubi’nin önüne atmıştır. Kadın,  "Kudüs işgal altındayken, namusumuz ayaklar altındayken biz örtümüzle başımız dik gezemeyiz; Kudüs için yapılması gerekeni yap mesajını vermiştir.

Bence bu eylemdeki mesaj: ey kuyrukları ile kan davalı olarak sürekli kavga edenler ve birbirleriyle husumetli olanlar; kesin artık bu lüzumsuz kavgayı ve husumeti. Zira bu sebeple siz, kavga etmeniz, savaşmanız, mücadele etmeniz gerekenlere karşı hiçbir şey yapmıyor, pasif ve meselesiz olarak sadece bakıyorsunuz. Halbuki gerçek düşmanlarınız, kan davalı olmanız gerekenler; sizin aklınıza ve ruhunuza, ilke ve değerlerinize, hayatınıza, geleceğinize, vatanınıza, özgürlüğünüze ve onurunuza saldırıyorlar. Yani sizin namusunuza saldırıyorlar. Bırakın artık kuyruğunuzla kan davalı olmayı, adam gibi bir dava sahibi olun, denmesidir.

Bu onurlu eylem, Türkiye’nin İstanbul’undan, buradakilere ve bütün İslam alemine verilmiş güçlü bir mesajdır.

Bu durum insanların, varoluş anlamlarının farkına varmayıp, gafilce, korkakça, anlamsızca,  edilgen bir hayatı yaşayıp; kendilerini, uydurdukları zanları üzerinden kandırarak yaşadıkları demlerde, insanlık tarihi boyunca, çeşitli biçimlerde uyarıldıkları hallerden bir haldir. Henüz her şey bitmeden, uyanma imkanı varken, ince ve nezih biçimde, kadınlar vesilesiyle yapılan bir hatırlatmadır. Biliniyor ki, insanlar uyarılardan anlamadığı müddetçe, uyarılar nezaketlerini kaybederler, sertleşirler ve canları gitgide daha çok yanmaya başlar. Derler ki; "nus ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdirden anlamayanın hakkı kötektir. Kötekten anlamayanın hakkı helaktir."

Kadınların bu zarif hatırlatmaları; Türkiye’deki ve dünyadaki insanlara ve hassaten Müslüman erkekler ve kadınlara; size emanet edilen, namus mesabesindeki şeylere sahip çıkın yoksa onurunuzu kaybedersiniz, demektedir. Yine tarihi tecrübelerden bilinir ki, bu tür uyarılar ancak, namus mefhumu kendileri için bir değer ifade eden insanlar; anlayıp, idrak edenler; cesur ve sorumluluk duyanlara fayda etmiştir. Diğerleri ise bunu ancak, gözleri bir daha açılmamak üzere bu boyutta kapandığı ve eş zamanlı başka bir boyutta açıldığı zaman, yakinen görüp, anlayacaklardır. 

0 Yorumlar